Ordu İlinin Eski Adı “Kotyora” ve Tarihi Alt Yapısı

20 Şubat 2015 Cuma, 14:51

Ordu İlinin eski adı “Kotyora” – Kot(kut) yorası(yöresi) ve tarihi alt yapısı.

kotyora

Ordu ili, M.Ö. 400 yılından önce günümüzdeki şehir merkezinin yaklaşık 5 km batısında, halk arasında Bozukkale olarak bilinen yerde “Kotyora  <Kutyöresi/Kutyorası)” adıyla kurulmuştur. Şehrin buraya kurulmasının tek nedeni bulunmaktadır: Çevredeki tek “Doğal Liman” oluşu. Kotyora kelimesini Rumca olarak kabul edip işleyen yabancı tarihçiler ve misyonerler, kelimenin günümüz Türkçesinde kullanılmamasını ve bu kelimenin manasının bilinmeyişini bir ganimet saymışlardır. Kelimeye bir anlam veremeyen tarihçiler de yabancıların dümen suyuna girmişler, konuyu içinden çıkılmaz duruma sokmuşlardır.

O HÂLDE ORDU İLİNİN ESKİ ADININ KOTYORA OLUŞUNUN SEBEBİ NEDİR?

Karadeniz Bölgesi’ndeki bugünkü şehir merkezlerinin pek çoğunun kuruluşunun temelinde, Kotyora’da olduğu gibi, aynı sebep yatmaktadır. Sinop, Samsun, Ünye, Bolaman, Kotyora (Ordu), Giresun, Tirebolu, Trabzon, … Şehir merkezlerinin kuruluşu tamamıyla doğal limanla ilgilidir.

Bu bölgeye, Hz. İsa’nın doğumundan çok önceleri, bilemediğimiz tarihlerde Turan / Türk boyları gelip yerleşmiş; madencilik, tarım ve hayvancılıkla uğraşmakta idiler . Özellikle maden konusunda dünyanın en önde gelen bölgesi, M.Ö. yıllarda Orta Karadeniz Bölgesi’dir. Sakaların Halip boyu, bu bölgede yaşamaktadırlar ve dünyaya demircilikleri ile ün salmışlardır. Dış dünyadan pek çok millet, bu durumu öğrenince gemilerle Karadeniz Bölgesi’ne gelip gemilerini doğal limanlara demirlemiştir. İç kesimlerde yerleşen halk, ürettikleri ürünleri bu gemilerin demirlediği limanlara getirmiş, burada mal mübadelesinde bulunmuştur. Zamanla doğal limanların çevresi kalabalıklaşmış, bir pazar haline gelmiş; böylece günümüz modern şehirlerin temeli atılmıştır. Yörede yaşayan yerli halkın (Turan/Türk) yazdığı kaynaklar günümüze ulaşamamıştır. Yabancıların yazdıklarından bir kısmı ise korunmuştur. Onlar, bu bölgenin tanıtımını kendi bakış açısına göre yazdıkları için Karadeniz Bölgesi ile ilgili tarihî bilgiler yabancıların yazdıklarına göre şekillenmiştir. Özellikle Yunan tacirler buralara gelip ticaret yapmışlar, misyonerlik faaliyetlerinden de geri durmamışlardır. Sonuç itibariyle Karadeniz’in kıyı şeridindeki şehirlerin, ticarî bir temelden öte gitmemesine rağmen, Yunanlılar kurmuş gibi işlenmiştir. Günümüzde de aynı yalanlar yine misyonerler vasıtasıyla halka anlatılmakta, gerçeği bilmeyen Türk insanı da bunlara inanmak zorunda kalmaktadır.

Bütün bu genel bilgilerden sonra Ordu ilinin eski adı Kotyora ismine gelelim:

M.Ö. 400’de şimdiki Ordu ilimizin ismi Kotyora olarak kaydedilmiştir. Bu ismin hangi tarihte bu şehre verildiği belli değildir. Ancak M.Ö. 400’den önceleri de şehrin bu isimle bilindiği anlaşılmaktadır. Bu isim, kot (kut) ve yorası (yöresi) kelimelerinin birleşmesinden oluşmuştur. M.S. I. yüzyılda Plinius bu şehri yine aynı isimle kaydetmiştir . Bütün bunlardan sonra Paul Wıttek, Kotyora adını Bizanslılardan geçen yer adları arasında almamış, yaptığı haritaya da koymamıştır. Hiçbir yer adı tesadüfen verilmemiştir. O hâlde Kotyora isminin verilişinin de bir tarihî alt yapısı bulunmaktadır. Kelimenin aslı, KUT YORASI/YÖRESİ’dir ve burada Kutlar iskan ettiği için böyle bir ad verilmiş olmalıdır.

KUTLAR KİMDİR?

Kutlar, B. Hrozny’ye göre Hazar Denizi’nin güney doğusunda, Türkistan’da oturmakta iken daha sonra M.Ö. 2500-2400 yıllarında Hazar Gölü çevresinden batıya doğru göçmüşlerdir. Kutlar, 2500 yılından sonra Akkad’ın Samî Krallığını yıkıp Mezopotamya’da 125 yıl hüküm sürmüşlerdir . M.A. Beek ise onların Kerkük ve çevresinde yaşadığını bildirmiştir . M.Ö. 2500 yıllarında Mezopotamya’nın kuzeyinde hüküm sürmüş Kutların Türkçe konuşan bir kavim olduğu konusu bilim dünyasının aydınlattığı bir gerçektir. Doğudaki dağlarda yaşayan Kut/Gutlar, M.Ö. 2300’lü yıllarda Mezopotamya’ya saldırıp büyük tahribatlar yapmışlardır  . Bu saldırılar sırasında temel ihtiyaç maddelerinin fiyatlarının büyük oranda yükseldiği ve asayişin bozulduğu tarihî kaynaklarda bir ayrıntı olarak yer almaktadır. Pek çok bilim adamı tarafından Kutların 2260-2223’ten sonra Dicle Irmağı’nın kuzeyine doğru göçtükleri iddia edilmektedir. Daha önce İran’daki Zağros Dağları’nın eteklerinde yaşayan Kutlar, M.Ö. 2150’de Akkad İmparatorluğunu yıkmışlar ve Anadolu’da hâkimiyeti ele almışlardır. Trabzon’da bulunmuş M.S. 483 tarihli bir onarım kitabesinde, onarıma yardım edenler arasında Gutlar da sayılmıştır. Bizans İmparatoru Mihail, 1042’de İstanbul’dan doğuya doğru sefere çıkar, Gutların memleketini tabiyeti altına sokar. Bizans İmparatoru Diojen, Alparslan’ın ordusunu karşılamak üzere Malazgirt’e giderken askerlerinin arasında Gutlar da bulunmaktaydı.

Kut kavminin Türk kökenli olduğunu ünlü Sümerolog Prof. Benna Landsberger, 1937’de yapılan Tarih Kurultayı’nda Atatürk’ün huzurunda açıklamıştır. Landsberger, ölüm yılı olan 1968’e kadar bu konuyu geliştirmeye çalışmış, konu ile ilgili olarak dersler ve konferanslar vermiştir. Kut dili ile Eski Türkçenin bağlantısı üzerinde çok emek harcamıştır. Devrinin önemli bilim adamları olan A. von Gabain ve László Rásonyi’nin de onun görüşlerine katıldığı anlaşılmaktadır. Kutlara ait yazıtlardan anlaşıldığına göre kağanlarının adları; Yarlagan, Tirigan, Şarlak /Çarlak, El-ulumuş, İnim-bakaş’dır. Bu isimlerin Türkçe oluşu, onların Türk milletinin bir parçası olduğunu, aslında, şüpheden uzak tutmaktadır. Kutçadan kalan kişi, tanrı, yer adlarını ve cins isimlerin yapısını ve köken bilgisini Sümerolog Kemal Balkan tahlil etmiş ve Türkçe ile Kutçanın bağlantısını ortaya koymuştur. Landsberger, Anadolu’da yaşamış Gutium yahut Kutium milletinin Kutlar olduğunu, bu kelimenin Akkadca nispet eki -ium aldığını belirtmiştir. Kütahya ilimizin eski kaynaklardaki ismi Kutium’dur. -ium’un Akkadca nispet eki dikkate alındığında adı geçen şehrimizin kurucusunun Kut / Gutlar olduğu açık bir biçimde ortaya çıkmaktadır. Bu bölgede Kut isminin Kot biçiminde söylendiği ve kayıtlara geçtiği, Kutlara ait bir ölçü birimi olan kot ve Komar / Kumar boyunda da görülmektedir. Bu, Yunan alfabesinde ” u ” sesinin olmayışından kaynaklanıyor olsa gerektir. Ordu ilinin eski adı olan Kot< Kut Yorası/Yöresi adı işte yukarıda anlattığımız Kut Türklerinin mirasıdır. Ordu’da Kutlarla ilgili başka yer adları da bulunmaktadır: 1455’te Ordu’da Kutlucalu, Kutlulu (Bolaman), Kutlulu (Bozat) adlı karyeler bulunmaktadır. Ordu’ya bağlı Mesudiye ilçesinin Derinçay köyünün eski ismi ise Kotanı (kut-ana?)’dır. Yakın çevredeki durum ise şu şekildedir: Trabzon iline bağlı Çaykara’nın Demirli köyünün eski ismi Kotu’dur. Araklı ilçesi Turnalı, İyisu, Pervane köylerinin ortasındaki tepenin ismi Kudula’dır. Trabzon’un yaylalarından birinin adı Kuti’dir. Trabzon Yomralı’ya bağlı Oymalı köyünün değiştirilmeden önceki ismi Kodil, Maçka’nın Ormaniçi köyünün adı ise Kodila’dır.

Gümüşhane Merkez Dibekli köyünün eski kayıtlardaki ismi Kodilbahçe’dir. Kürtün ilçesine bağlı bağlama köyü sınırları içerisinde bulunan Suma Kalesi’nin ismi, Trabzon saray kroniğinin yazarı Paneratos’un kayıtlarına göre Kotzauta’ya Erzurum’un Şenkaya ilçesine bağlı Atyolu köyünün eski adı Kod, Erzurummerkez Taşpınar köyünün eski ismi Kotanis’tir. Kars’ın Çıldır ilçesine bağlı Damlıca köyünün eski adı Kodamik, Sabaholdu köyününkü ise Kodas’tır. Tunceli’nin Ovacık ilçesine bağlı Paşadüzü’nün adı Kodi’dir. Ardahan’a bağlı Akyaka köyünün eski kaynaklardaki adı ise Kodishara’dır. Tokat-Reşadiye Taşloca Köyünün eski kaynaklardaki ismi Kotanı’dır. Çorum’da Kutigin, Tokat-Sonisa’da Kutlu, Kara-hisâr-i Şarkî’de Kutluca, Canik’te Kutluca Baba, Kutlucaviran (Reşadiye), Bayburt’ta Kutlulapa, Malatya’da Kutludere, Bolu’da Kutluviran, Kutluboğa, Kocaeli’de Kutluca (İznik), Kutluca (Gebze) adlı yerleşim yerleri bulunmaktadır. Kutlarla ilgili yer isimlerinin yoğunlaştığı bölgeye dikkat edilirse Orta ve Doğu Karadeniz Bölgesi ile komşu yörelerde yoğun olarak Kut Türklerinin yerleştiği kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Tarihi kaynakların yetersiz olduğu konularda ilk akla gelen etnografik malzemelerdir. Konuya bir de bu açıdan bakalım: Artvin, Rize, Trabzon, Erzincan, Bayburt, Kars, Bitlis ve köylerinde altı- sekiz kilo tahıl alan tahtadan yapılmış ölçeğe Kot / Kut denilmektedir. kot kelimesinden türeyen kotar- “bir kaptan diğer kaba yemek boşaltmak”, kotarılma, kotarılmak, kotarma kelimeleri Türkiye Türkçesinde yürürlüktedir. Konuyu daha ilgi çekici duruma getiren ise 1069’da aynı ölçeğin bilinmesi; hem Balasagun’lu Yusuf Has Hacib’in Katadgu Bilig adlı eserinde (kotur- “boşaltmak”, kotrul- “boşaltılmak”), hem de kur biçiminde Anadolu’da kullanılmasıdır.

Trabzon ve yöresinde, kepçeye; hamur ve çeşitli sıvı yiyecekleri karıştırmada kullanılan dört saplı değneğe; meyve toplamaya ve balık tutmaya yarayan ucunda torba olan sırığa kotal, gıdal, kuteli denilmektedir. Bu kelime, kutal, kuteli olarak tarafımızdan onlarca kez tespit edilmiş olup Trabzon İli ve Yöresi Ağızları’nda ayrıntılı olarak işlenmiştir.

Sonuç olarak Ordu ilinin eski adı Kutyora (<Kot-yorası<Kut-yöresi) Kut Türklerinin mirası olduğu ve “Kutların yaşadığı bölge, yöre” anlamına geldiği açıkça görülmektedir. ><Kut-yöresi) Kut Türklerinin mirası olduğu ve “Kutların yaşadığı bölge, yöre” anlamına geldiği açıkça görülmektedir.

(Kaynak : Turkish Studies / Türkoloji Araştırmaları  – Volume 2/2 Spring 2007)

 

 

You must be logged in to post a comment Login

Yorum yazın...

instagram takipçi satın al iptv server bedava bahis viagra fiyat bağlama büyüsü
izmit escort izmit escort porno sakarya escort sakarya escort